Uzun bir günün yorgunluğu hâlâ omuzlarımda, odaya girdiğim anda hissettiğim ilk şey parfümümün tatlı ve ağır kokusu oluyor. Trump Towers’ın ışıkları pencereden sızarken, kumaşın tenime değdiği anda bile sesimi kısarak bir şeyler söylüyorum; sanki odanın duvarları bile fısıltılarımı saklamak ister gibi.
Levent metrosundan yürüyüp gelebileceğin mesafede, Cevahir AVM’nin kalabalığından uzak, sessiz bir köşede bekliyorum. Bomonti’nin gece sakinliğiyle karışan ritmim, senin adımlarına uymaya hazır; her temas, her nefes alışımda seni daha derine çekiyorum.
Bir kulağıma eğildiğinde duyacağın tek şey, “Rahatla, burası sadece senin,” cümlesi olacak.
