Göktürk’ten geçen otobüsün camına yansıyan kendi yüzümle sabah rutinim başlıyor; Mimar Sinan’daki küçük kahvecide içtiğim ikinci kahve bile sabırsızlığımı yatıştıramıyor. Kemerburgaz Kent Ormanı’nın yeşili içime çekilirken aklımda sadece akşamın o telaşlı taksi dönüşü var, camın ardından duyacağım fısıltının sesi.
Kemerköy’ün dar sokaklarında yürürken tenimin altına işleyen bir gerilimle doluyorum; Mithatpaşa kavşağından geçen her araçta kendimi zaten o otel odasında hissediyorum. Karşımdakinin nefesinin sesini dinlerken, kendi ritmimi ona bırakmak için sabırsızlanıyorum.
Gelmek isteyen, kapıyı açtığımda aynı heyecanı paylaşmaya hazırsa, Kemer’in en samimi köşelerinde birlikte unutulmaz bir geceye doğru yol alalım.












