Bugün yine aynı sahil şeridinde, Ece Saray Marina’dan yükselen ışıkların yansıdığı denizin sesini dinlerken aklımda tek bir şey var: senin ellerin. Çalış Plajı’nın ince kumunda yürürken topuklarım gömülüyor, tenimdeki tuzun tadı hâlâ dilimde; bu gece aynı tuzu dudaklarından almak istiyorum. Babadağ’ın zirvesinden inen rüzgâr, gecenin sıcaklığını daha da yoğunlaştırıyor ve ben o rüzgârın içindeki titreşimi, senin nefesinle birleştirmek için sabırsızlanıyorum.
Paspatur’un dar sokaklarından çıkıp Hisarönü’nün ışıklarına doğru yürürken, her adımda içimde yükselen o keskin isteği saklayamıyorum. Kısa etek altında hissettiğim serinlik, zihnimin her köşesine senin parmaklarını, dilini ve nefesini yerleştiriyor. Saklıkent’in derinliklerinde kaybolmuş gibi, ben de seni içimde derinlere çekmek, orayı sıcak ve ıslak tutmak istiyorum.
İşim bitince, vücudumun her kıvrımı senin teninle buluşmayı bekliyor. Bu gece Fethiye’nin her köşesinde, seninle birlikte, tenimin her santi…











