Sabahın ilk ışıkları hâlâ uzakta, perdeler kapalıyken tenimin sıcaklığı yatak örtülerinin altında daha da artıyor. Uykuyla uyanıklık arasında kaybolmuşken, o uzun, dolgun bacaklarımı üstüme dolayan birinin nefesiyle aniden tamamen uyanıyorum.
Parmak uçlarım göğsümde yavaşça dolaşıyor, sonra kalçamın kıvrımında geziniyor. Her dokunuş bir dalga gibi yayılıyor; titrek bir gülüşümle omuzlarımı geriye atıp daha yakınıma sokuluyorum. İki uzun, bir kısa dalga halinde soluklanıyorum; aramızdaki elektrik her seferinde daha da yükseliyor.
15 Temmuz Mahallesi’nden E-5’e iki adım, Mall of İstanbul’un ışıkları hâlâ yanıyor. Metro durağına kadar yürüyecek kadar erken, istersen ben de yanına gelirim.
