İşten çıkıp Büyük Çakıl’da denize daldığımda tenim hâlâ tuzlu, dudaklarım kurumuş. O akşamüstü Kaş Marina’ya inerken, her adımda tenimdeki gerilimi hissedecek birini arıyorum. İncecik yapım, her hareketimde kendini belli ediyor; Çukurbağ Yarımadası’na bakan penceremden süzülen ışık, kıvrımlarımı daha da keskin gösteriyor.
Uzun Çarşı’dan geçerken bile, ince parmaklarımın sıcaklığı teninde geziniyormuş gibi hissettiriyorum. Kaş Antik Tiyatrosu’nun taşlarında oturup sohbet ederken, yavaş yavaş yaklaşan nefesimle nabzını hızlandırıyorum. Her buluşma, senin için sadece bir kaçamak değil; ince bir vücudun kıvrak ritmini, tatlı bir nefesin ısısını derinde hissetmek.
Kaş’ta ince bir dokunuşun her santimiyle tanışmaya hazırsan, kapıyı aralık bırakıyorum.












